Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Başyazı

DÜZLÜĞE ÇIKMAK İÇİN YAPILACAK DAHA ÇOK İŞ VAR

 

İslam Ticaret-Sanayi-Tarım Odasıyla toplantı için gittiğimiz Endonezya’da bir imalat sanayi üretim merkezi olarak Türkiye’yi ne kadar geride bıraktıklarını rakamlarla gördük. 1970-2016 döneminde genel gelişmiş ülkelerin dünyanın toplam imalat sanayi üretiminden aldığı pay azalmış. Pek çoğu Asya’da bulanan bazı ülkelerin de payı artmış. Bu durum küresel imalatın Doğu’ya doğru nasıl kaydığını da gösteriyor.

 


Türkiye 1970’lerde küresel imalat sanayi üretiminin yaklaşık binde beşini karşılıyormuş. Bugünlerde bu oranı yüzde 1’in üzerine çıkarmışız. Kore ise aynı dönemde payını binde 3’lerden yüzde 3’e doğru yükseltmiş ve gerçek bir küresel imalat sanayi merkezi haline gelmiş.

 


Burada en çok dikkat çeken ülkelerden biri Endonezya oldu. 90’lı yıllarda Endonezya ile Türkiye hemen hemen aynı seviyede idiler. Hatta daha eskilere gidildiğinde Türkiye daha yüksek paya sahipti. Şimdilerde ise Endonezya’nın küresel imalat sanayinden aldığı pay Türkiye’yi geçmiş durumda. Demek ki Endonezya küresel ekonomiye bizden daha iyi uyum sağladı ve daha başarılı oldu.

 


Bizim niye geride kaldığımıza bakarsak, çok sayıda neden bulabiliriz. 2007 yılında siyasete dışarıdan müdahaleler ile gündemin değişmesi, sonrasında AB sürecinden uzaklaşmanın başlaması, reform sürecinin yerine siyasi çalkantılar yaşanması Türkiye’yi yormuş, enerjisinin israfına yol açmış ve Türkiye’nin ekonomide rakiplerine göre daha az ilerleme kaydetmesine yol açmıştır. Endonezya bir küresel imalat sanayi merkezi olarak konumunu güçlendirirken, bu süre zarfında Türkiye daha az bir başarıyla yetinmek zorunda kalmıştır.

 


Peki, Endonezya nasıl bizden daha fazlasını başardı, bizim ilerimize geçti? Öncelikle Endonezya bizim epey bir süredir bıraktığımız ama son dönemde yeniden moda haline gelen fiyat reformlarını yapıyor. Fiyat sübvansiyonlarını terk ediyor. Kamunun sırtındaki yükleri azaltıyor. Piyasa ile uyumlu bir hareket tarzı benimsiyor.

 


İkincisi orada ortaya gerçekçi ve iyi tanımlanmış bir yapısal reform ve orta vadeli büyüme stratejisi konmuş. Sadece temenni ve dileklerden oluşmayan, somut adımlar içeren stratejiler benimsenmiş.

 


Üçüncüsü de bizler burada inovasyon üzerine konuşmalar yaparken onlar orada işin pratiğine odaklanmış. Endonezya’da şu an üç tane Unicorn şirket var. Yani piyasa değeri 1 milyar doları aşan üç startup şirket ortaya çıkmış. Bizde ise henüz yok. Oysa Beş yıllık Kalkınma Planı’na göre bizde de olacaktı. Ama çoğu zaman olduğu gibi sadece raflarda duran bir plan olarak kaldı. Zaten kayıtlara göre Türkiye’de 356, Endonezya’da 1925 startup mevcut.

 


Esasında ortada büyük bir fırsat var. G-7 ülkeleri küresel değer zincirlerindeki üretim üslerini bizim gibi ülkelere taşıyor. Endonezya daha başarılı bir şekilde bunları kendine çekiyor. Türkiye ise daha geride kalıyor. Bu sayede Endonezya 2010’da durumu eşitliyor, sonrasında ise bizi sollayıp geçiyor. Zira Endonezya reform yolunda ilerlerken Türkiye yerinde sayıyor.

 


İçinden küresel değer zinciri geçen ülke olmanın, içinden petrol boru hattı geçen bir ülke olmaktan daha zor olduğunu idrak etmek durumundayız. İçinden petrol boru hattı geçen bir ülke olmak, ülkenizin nerede olduğu ile yakından alakalı. Hâlbuki içinden küresel değer zinciri geçen bir ülke olmak, ülkenizin ne olduğuyla, niteliğiyle yakından alakalı.

 


Eğitim sisteminiz kadar, alt yapınız kadar, hukuki yapı, bürokratik istikrar son derece önemli. Bunlar yeterince olmayınca küresel değer zincirleri için de iyi lokasyon olunmuyor.

 


Son haftalarda döviz kurları ve faizdeki gerileme olumludur ama yeterli olup olmadığı, kalıcı olup olmayacağı hala soru işaretidir. Dolayısıyla ortadaki ferahlık hissinin geçici olması riski bulunmaktadır. Rehavete kapılmanın sırası değildir. Düzlüğe çıkmak için yapılacak daha çok iş vardır.

 


Yeni Ekonomi Planı’nın çizdiği genel çerçeve gerçekçidir. Önümüzdeki üç yılda Türkiye, uzun dönem ortalamasının altında bir hızla büyüyecek, enflasyon ve işsizlik oranları da uzun dönem ortalamalarının üstünde olacaktır. Böylece ekonominin düzenli yavaşlaması, yani dengelenmesi hedeflenmiştir. Plandaki rakamlardan ziyade önemli olan ekonomideki mevcut dengesizliklerin kabul edilmesiydi. Zira tedavinin başladığı nokta, hastanın öncelikle hasta olduğunu kabul etmesidir. YEP bu manada, tedavinin başladığı noktadır.

 

 

 



 
Ekonomik Forum dergisinin tamamı için lütfen buraya tıklayınız.




Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
Kullanıcının E-Posta Adresi
Gönderenin Notu
Mesajınız Gönderilmiştir
İlginiz için teşekkür ederiz
ARAMA